2012-2013 11.Sınıf Türk edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Tanzimat Edebiyatı Öğretici Metinler 30-84.sayfalar

11.Sınıf Türk edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Tanzimat Edebiyatı Öğretici Metinler 30-43.sayfalar   Sayfa 30 -Hazırlık

1. deneme,makale,gezi yazısı,fıkra,eleştiri,röportaj
2.bilgi vermek amaçlı
dili göndergesel işlevde
kurmaca değildir
Sayfa 32
1.metin baslığıyla doğru orantılıdır
3.haddini,sınırını bilmeyen herkes için..
5.herkes sınırlarını ve vazifelerini bilmeli
6.sanat toplum içindir anlayışı gecerliydi . bu metinde bunun için yazılmıştır.
8.makaledeki kadar öğretici olmaz
12.betimleyici,öyküleyici,açıklay ıcı,tartışmacı
Tanzimat Edebiyatının Oluşumu ve Tanzimat Edebiyatı Öğretici Metinleri Konularına Ait Soruların Cevapları için buraya tıklayınız.
Sayfa 34 ile Sayfa 40 Arası Cevaplar
SORU: Metinde “hürriyet”le ilişkilendirilen kavramları tespit edip defterinize yazınız.
CEVAP: Vatan,yurt,halk,hak, egemenlik,ilerleme,iyilik,bilgi,kültür,eğitim…
SORU:Yazar, medeni üstünlüğe sahip ülkelerin her alanda gelişmesinin sebebini neye bağlıyor?
CEVAP:Yönetim anlayışlarındaki geniş ve sağlam prensiplere dayanan hürriyet anlayışına…
SORU:Metinde uygarlık tarihinin çeşitli dönemlerinden söz edilmiştir.Bu dönemlerle ilgili bilgiler neyi örneklemek veya ispat etmek amacıyla verilmiştir?
CEVAP: Medeniyet tarihinde özgürlüğün ne kadar önemli olduğunu ispat etmek amacıyla…
SORU:Yazar göre halkın çektiği sıkıntıların sebepleri nelerdir?
CEVAP:Bilgi ve kültür eksikliği, eğitim yetersizliği……
SORU: Eserin yazılış amacı nedir, yazarın hedeflediği okuyucu kitlesi kimler olabilir?
CEVAP: Eserin yazılış amacı bilgi vermek,aydınlatmak ve öğretmektir. Hedef kitle halktır.
SORU: Metnin tamamında yazarın iletmek istediği ana düşünce nedir?
CEVAP: Özgürlük, bir ulusun sadece hakkı değil insanlığın var oluşunun ve bütün mutluluklarının kaynağıdır.
SORU: Hak sorumluluk ve özgürlük kavramları Tanzimat dönemi eserlerinde ve günümüzde de ele alınıyor mu?
CEVAP: Bu kavramlar Tanzimat döneminde de günümüzde yazılı ve görsel basında işlenmektir.
SORU: “Hürriyet” adlı metnin ana düşüncesini ele alan farklı türde metinler yazılabilir mi? Günümüz eserlerinde de aynı düşünce ele alınıyor mu?
CEVAP: Hürriyet düşüncesi farklı türde metinlerde de (tiyatro,denem,şiir) ele alınabilir.Bu düşünce günümüzde de ele alınmaktadır.
SORU : Metinde dil hangi işlevde kullanılmıştır?
CEVAP: Ağırlıklı olarak göndergesel işlevde kullanılmıştır.
SORU: Metinde yer alan “hürriyet,iyilik,güzellik…” gibi kelimeler daha çok ilk anlamlarıyla mı yan anlamlarıyla mı kullanılmıştır?
CEVAP: Metin öğretici metin olduğu bu kelimeler daha çok ilk (gerçek) anlamlarıyla kullanılmıştır.
SORU: Metindeki ifadeler ne ölçüde açık ve kesindir?
CEVAP: Metin öğretici metin olduğu için ifadelerin açık,net ve kesin olmasına gösterilir.Bu metinde yazar buna dikkat etmiştir.
SORU: Metnin anlatım türü nedir?
CEVAP: Öğretici anlatım türü…Bunun yanında açıklayıcı,kanıtlayıcı anlatım türleri de kullanılmıştır.
SORU: Metinde özgürlüğü hak eden halka hakkını teslim etmesi için kime çağrıda bulunuyor?
CEVAP: Devlet yönetimine,idarecilere…
SORU: Halkın hürriyeti hak edişi konusunda ileri sürülen görüşleri ve bunların nedenlerini söyleyiniz.
CEVAP: “Halkın bilgi ve kültür bakımından henüz özgürlüğü hazmedemeyecek bir seviyeye gelmediği ,halka özgürlük verilirse bunun büyük tehlikeler doğurabileceği “ ileri sürülen düşüncelerdendir.    Osmanlı da halkın padişaha mutlak bir itaati vardır. Bu yüzden Osmanlı aydını halka pek güvenmemiştir.
SORU: Metnin anlatımını açıklık,kesinlik, yalınlık duruluk bakımından değerlendiriniz.
CEVAP: Metin açık anlatımın özelliklerine sahiptir. Öğretici metin olduğu için açık , anlaşılır bir dille yazılmıştır.
SORU: Yazar, günlük hayattan alınan kelimelerle kavram ve terimleri niçin bir arada kullanmıştır?
CEVAP: Metin halka hitap ettiği için konunun daha iyi anlaşılmasını sağlamk, soyut kavram ve terimleri somutlaştırmak amacıyla…
SORU: Metinde geçen Tanzimat’ın getirdiği özgür ortamla dile getirilebilen yeni kavram,terim ve ifadeleri sıralayınız.
CEVAP: “Hürriyet, hak,eşitlik,hükümet, vatan sevgisi ,kamuoyu, ilerleme, egemenlik…”
SORU: “Halife,padişah” gibi ifadelerle “hükümet merkezi,hak,kamuoyu” gibi kelimelerin aynı metinde kullanılmasını makalede bir bendi verilen Fransız bir subayın şiirinin çevirisinin aruz ölçüsüne uygun yapılmasının İslam medeniyeti ve Batı uygarlığının yenileşme hareketleri üzerindeki etkisini değerlendiriniz.
“Halife, padişah” gibi sözcüklerle bir Fransız subayın şiirinin şarkı sözüyle nitelendirilmesi ve bu şiirin aruza uygun çevrilmesi “eski” ; “hükümet merkezi, hak, kamuoyu” gibi sözcükler ise Batılı özellikler taşımaktadır.Bu durum Tanzimat dönemindeki ikilemi yansıtmaktadır.Eski-yeni çatışması diye de adlandırılabilecek bu durum dönemin aydınlarını ikileme düşürmüştür.Tanzimat döneminde klasik edebiyatın etkisi devam etmiş,dilde sadeleşmek taraftarı olunmak istense de Arapça-Farsça kelime ve tamlamalar kullanılmaya devam etmiştir.
SORU: Tanzimat Dönemindeki eski-yeni çatışmasıyla ilgili bilgiler nelerdir?
CEVAP: Tanzimat dönemi sanatçıları Doğu ile Batı kültür dünyası arasında kesin bir tavır belirleyememiş, ikili bir anlayış içinde dönüp durmuştur. Tanzimat Dönemi Edebiyatı öğretici metinlerinde ikilik yani eski-yeni, yerli-Batılı çatışması temada, dilde (Arapça, Farsça kelime ve kavramlarla–yeni kavramlar) ifade biçimlerinde varlığını hissettirmiştir.Tanzimat Döneminde yeninin yanında eskinin de devam etmesi anlayışı Tanzimat şiirlerinde de görülmüştür.Aruz eski hakimiyetini devam ettirmiş,Divan şiirinin şekilleri ve sanatları da tamamen atılamamıştır.
SORU: Tanzimat dönemi eserlerinde görülen ikiliğin ( eski-yeni)bu metnin dil ve ifade biçimi üzerindeki etkileri nasıldır?
CEVAP: Tanzimat Dönemi Edebiyatı öğretici metinlerinde bu metinde olduğu gibi ikilik yani eski-yeni, yerli-Batılı çatışması temada, dilde (Arapça, Farsça kelime ve kavramlarla–yeni kavramlar) ifade biçimlerinde varlığını hissettirmiştir.Metinde Arapça ve Farsça kelime ve tamlamalar kullanılmıştır.
SORU: Metin hangi geleneğe bağlı kalınarak yazılmıştır?
CEVAP: Öğretici metin geleneğine bağlı kalınmıştır.
SORU: Tanzimat döneminde gazetelere verilen önemi açıklayınız.
CEVAP :
• Halkın bilgilendirilmesinde ve eğitilmesinde bir araç olmuştur.
• Batıya ait edebiyat ürünlerinin tanınmasında yayımlanmasında en önemli araç gazetedir.
• Basılan kitaplar ve oynanan tiyatrolarla ilgili haber vermişlerdir.
• Roman ve tiyatro eserlerinin yazı dizisi halinde (tefrika) yayımlanması sağlanmıştır.
• Edebi yapıtlarda halkın sorunlarının işlenmesine araç olmuştur.
• Toplumun haberlerden ve yeniliklerden haberdar olmasını sağlamıştır.
• Dilin sadeleşmesinde önemli katkıları olmuştur.
• Geniş insan topluluklarına ulaşılması gazete sayesinde olmuştur.
SORU:Eserden hareketle yazarın fikri ve edebi yönüyle ilgili çıkarımlarda bulununuz.
CEVAP:
• İmparatorluğun baskıcı yönetimine karşı çıkan, sürekli muhalif bir aydın olarak Ebuzziya Tevfik daha çok siyasî kimliğe sahiptir.
• Hürriyetin medeniyetlerin ilerlemesindeki rolünü iyi bilmektedir.
• Halkı bilinçlendirmek, eğitmek gibi amaçları vardır.
• Gazete ve dergiciliğe çok önem vermiştir.
SAYFA 38
VAZİFE VE MESULİYET HAD VE HAK
Dil : halkın anlayabileceği sade bir dil kullanılmıştır.
Tema: Eşitlik
Kavramların soyut veya somutluğu : Soyut
Ana düşünce: Herkesin eşit olması gerektiğini
Anlamın verilişi: gerçek.
HÜRRİYET
Dil : Halkın anlayabileceği sade bir dil.
Tema: Hürriyetin Önemi
Kavramların soyut veya somutluğu : Soyut
Ana düşünce: Hürriyetin önemi
Anlamın verilişi : Mecaz Benzetme
TAZARRUNAME
Dil : Anlaşılmaz Soyut benzetmeler yer verilmiş
Tema : Aşk
Kavramların Soyut veya Somutluğu : Soyut Kavramlar kullanılmış
Ana düşünce : Aşk konusunun değerliliği
Anlamın verilişi : Benzetme ve mecazî anlatım
Sayfa 39 – Ölçme ve Değerlendirme
Y,D,D,Y
2.Açıklama , aydınlatma,bilgi verme
. sade acık anlaşılır
atatürk ilke ve inkılapları
3.Farklı bakış açıları ve farklı eserler ortya çıkar
4.A
5.Halkın eğeitim seviyesini yükseltmeye çalıştılar ve edebiyatı bir araç olarak gördüler
6.Benliği asla kaybetmemeli
Sayfa 42
3. Sorudaki tablonun cevapları
Aruz ölçüsü – Asonans ve Aliterasyon – Lirik Anlatım – Beyit – Bir devlet büyüğünü övme -Çok fazla imge var.
4. sorudaki tablo
1. Bölüm 1 – 14 – Yüksek değerlerin ortaya konması
2. Bölüm 15 – 17 – Osmanlı tarihine olan hayranlık ve bağlılık
3. Bölüm 18 – 21 – Hürriyet duygusunun yoğun işlenmesi
4. Bölüm 22 – 24 – Vatan
5. Bölüm 25 – 31 – Hürriyet ve gelecek umudu
Sayfa 43
10. Didaktik
11.Sanat,toplum içindir.


15.
Şevki Yok adlı gazel insanda estetik zevk ve heyecan uyandırma yani sanat yapmak için yazılmıştır.
16.
Ölçü
Ses benzerlikleri
Söyleyiş tarzı
Nazım birimi
Tema
imgeler
Aruz ölçüsü
-ın şevki yok redif
-ar   zengin kafiye
Lirik anlatım
Bent
Ayrılık acısı
Gül, bülbül, bağban,meh,ateşi seyyale, hezar-ı nağmekar
42 sayfa
1.Divan şiirinde bireysel temalar işlenir, bu şiirde de bireysel bir tema olan ayrılık acısı işlenmiştir.
2. lirik anlatım. Üzüntülü bir hava hakim. Bunun için ses tonu düşürülmelidir.
3. Tanzimat Döneminde baskılardan dolayı bunalım yaşanmaktadır. Şair ve yazarlar siyasi hükümetten baskı gördükleri için sıkıntılıdırlar. Şiir de ise sevgilinin yokluğundan dolayı bir üzüntü ve matem havası hâkimdir. Şiir daha çok Tanzimat’ın ikinci döneminin şiir özelliklerini yansıtmaktadır.
17. şiirde tekrar edilen dizeler şiirdeki ses akışını sağlamaktadır. Her bendin sonunda tekrar edilmesiyle şiirdeki ahenk bütünlüğü sağlanmıştır.

18 etkinlik
  .a. şiirin okunması
    b. Evet, olur. Çünkü ilk başa getirilen mısra şiiri oluşturan bentler arasındaki bağlantıyı sağlıyor ve şiirin temasını vermektedir. Bu mısrayı ilk başa aldığınız zaman şiirin ahenginde bozulma olur.
4.Evet anlam bir dizede tamamlanmıştır. Dize sonlarındaki ses benzerlikleri ile sağlanmıştır.
5. Kaside ve gazel beyitler halinde yazılmıştır. Bu şiirin nazım birimi benttir.
6. Şair sevgilinin yokluğundan dolayı acı ve ıstırap içindedir. Etrafındaki hiçbir şey ona tat vermemektedir. Şevki yok ifadesi bunu işaret ediyor
7. bu şiirde siyasi ve sosyal olguları çağrıştıran söz ve söz grupları yoktur. Şiir bireysel bir konuyu işlemiştir.
19.etkinlik  şiirin teması ayrılık acısı. günüm.z şirlerinde de ayrılık acısı işlenmekte fakat divan edebiyatındaki gibi kalıplaşmış ifadeler kullanılmamaktadır. Bu şiirde gül, bülbül, bağban, sümbül, çemen … gibi kalıplaşmış ifadeler kullanılmıştır.
8. divan edebiyatında şiirler nazım şekline göre ad alırdı. Gazel ise başlık gazel olurdu. Kaside ise başlık akside olurdu.  Bu şiirde ise başlık temayı ifade eden redifden adını almıştır.
20. etkinlik.
Yok sözü daha çok olumsuz durumları ifade etmede kullanılır.
9. şevki yok,, neyleyim, hun-ı hasret,gönlüm harab,….değerlendirilemez. bireysel konu işlenmiş.
43 sayfa
10. şair duygularını açıkça ifade etmek yerine sembollerle anlatmış. Şiir yoruma açık . Sanat eserinin en önemli vasıflarından biri de yoruma açık olmasıdır.
11.Sanat sanat içindir görüşünü yansıtmaktadır
21.etkinlik
  Şiir  romantizm etkileri taşımaktadır. Ayrılık acısı romantizmin acıyı işleyen yönüyle uyuşmaktadır.
12.” Şevki Yok” adlı şiir divan edebiyatı geleneğinin özelliklerini yansıtıyor. Bireysel bir tema işlenmiş, beyit kullanılmış, aruz ölçüsü kullanılmış, kalıplaşmış ifadelere yer verilmiş. Bu yönüyle divan edebiyatını, bireysel bir tema işlemesi, dilin ağırlaşması,sosyal konulardan uzaklaşma yönüyle de Tanzimat edebiyatının ikinci dönemini yansıtmaktadır.
13. Şiir insan da hüzün ve acıyı çağrıştırıyor, üzüntü duyuyorsunuz.
14.Şair , sanat sanat içindir görüşüne bağlıdır.şiirlerinde bireysel temaları işlemiştir. Batılılaşmayı savunmaktadır. Muallim Naci ile eski- yeni tartışmasına girmiştir. Yeniyi savunur. Sosyal temalardan uzak durmuştur. Romantizm ve realizmin etkisinde kalmıştır. Araba Sevdası adlı romanı ilk realist roman örneğidir.
15. Bireysel konuları işlemesi yönüyle, dili süslü ve sanatlı olası yönüyle onun sanat sanat içindir görüşüne uygun bir şiirdir.
YORUMLAMA
1.Tanzimat şiirinde ahengi sağlayan unsurlar ölçü, kafiye,redif, kafiye örgüsü,asonas ve aliterasyonlardır. Bunları bu şiirde de görüyoruz.
22.etkinlik
a. gerçek hürriyet bireysel hürriyettir. Hürriyete de hükümetten beklemek yerine tahsil ve terbiyeyi artırarak ulaşılır.
b. gerçek hürriyet bireyin kendini yetiştirmesidir.
c. Şevki yok adlı şarkı bireysel temayı diğerleri sosyal temaları işlemektedir.
2. “Ne efsunkar imişsin ah ey didar-ı hürriyet
Esir-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esaretten” dizesi. Hürriyet ve esaret ifadeleri iki zıt düşünceyi anlatmaktadır.. Şair esaretten kurtulduğunu düşünürken hürriyetin esiri olmuştur.
3. günümüz Şiirlerinde divan edebiyatı nazım şekilleri kullanılmamaktadır. Bu şiir de ise divan edebiyatı nazım şekli olan gazel kullanılmıştır. Şiirin dil ve anlatımı süslüdür. Günümüz şiirleri daha sade bir dil kullanır.
4.Ziya Paşa gazel nazım şeklini kullanmış. Divan edebiyatı özelliklerini yansıtmaktadır. Divan edebiyatından farklı yanı ise temasıdır. Günümüz şiirlerinde beyit nazım birimi ve divan edebiyatı nazım şekilleri kullanılmamaktadır.
5. . günümüz Şiirlerinde divan edebiyatı nazım şekilleri kullanılmamaktadır. Bu şiir de ise divan edebiyatı nazım şekli olan şarkı kullanılmıştır. Şiirin dil ve anlatımı süslüdür. Günümüz şiirleri daha sade bir dil kullanır. Nazım birimi benttir.
6. Hürriyet kasidesi ve gazel sosyal temaları Şevki Yok adlı Şarkı ise bireysel temayı işlemiştir. Bu şiirlerden ilk ikisi Tanzimat edebiyatı birinci dönem şiir anlayışını  üçüncüsü ise ikinci dönem şiir anlayışını yansıtmaktadır.
44. sayfa
23. etkinlik.  
NOT  23 .etkinlik görünmüyor. kopyala yapıştır yapınca görünüyor. nedenini bulamadım Kopyala yapıştır yap.  ya da tarama yap.

Karşılaştırma ölçütleri
Divan şiiri
Namık Kemal’in kasidesi
Ziya Paşa’nın gazeli
Şevki Yok
ölçü
Aruz ölçüsü
Aruz ölçüsü
Aruz ölçüsü
Aruz ölçüsü
Söyleyiş tarzı
Lirik
Epik, destansı
Epik, destansı
Lirik
Ses benzerlikleri
-maz mı rdif, -an   tam kafiye
-ten redif, -et tam kafiye
-ler gördüm redif, -ane zengin kafiye
-ın şevki yok redif,-nin radif,-ar zengin kafiye,-ale zengin kafiye,-ab zengin k.
Şiir dili
Süslü, sanatlı
Süslü, sanatlı,
Süslü, sanatlı,
Süslü, sanatlı,
İmge ve çağrışımlar
Rind-işeyda, bimar, deva, derd, tabip
Şiri jiyan, ,bab- ı hükumet,felek, baht, kemendi can güdaz
Diyar-ı küfr, mülk-i İslam,belde kaşane,meyhane,meclis,meyhane-i dehr, daruşifa-i bab-ı Ali
Gül, bülbül, bağban, nağmekar,meh, çemen
Nazım birimi
beyit
beyit
beyit
bent
Tema
Aşk acısı
hürriyet
Memleketin hainle üzülme
Ayrılık acısı
Şiir anlayışı
Sanat sanat içindir
Sanat toplum içindir
Sanat toplum içindir
Sanat sanat içindir
Şiirin birimleri
Gerçeklik ve anlam
Hayali bir sevgili var.
Soyut bir kavram olan hürriyet işlenmiş
Batı ile doğu karşılaştırılmış, gerçek, var olan işlenmiş.
Soyut bir kavram olan ayrılık burada bahar ve acı ile somutlaştırılmış
Benzerlikler
Aruz  ölçüsü kullanılmış, divan edebiyatı  nazım birimi olan beyit ve bent kullanılmış, dil ve anlatım süslü sanatlı bir söyleyiş var.
Farklılıklar
Konu yönünden farklı,

Sayfa 45.
24. etkinlik
Tanzimat döneminde sosyal ve siyasi yapı şiirde de etkisini göstermiştir. Biçim olarak eskiye bağlı kalan Tanzimat sanatçıları konu ve tema olarak şiirde değişikliğe gitmişler. Şiirde kon u bütünlüğü esas alınmış. Sosyal ve siyasi temalar işlenmiştir.
7. soru.
Tanzimat döneminde Batıya yönelme vardır. Aydınlarımız batı ortay çıkan aydınlanma döneminden etkilenmiş,özellikle Fransız kültürü ile yetişen aydınlarımız ve sanatçılarımız batı düşüncesinin toplumumuzda yerleşmesinde öncülük etmişlerdir. Batıdan edebiyatımıza giren gazete, dergi, . eleştiri, makale gibi türlerle halk batı düşüncesine yönlendirilmiştir. Batıda kullanılan, hak, özgürlük, eşitlik, adalet, vatan sevgisi gibi temalar edebiyatımızda da işlenmeye başlamıştır.
 DEĞERLENDİRME
1.D
2.E
3.D,Y,Y,D
4. Tanzimat şiirinde genellikle aruz ölçüsü kullanılır.
Tanzimat şiirleri gazel, kaside, mesnevi, murabba, şarkı gibi nazım şekilleriyle yazılmıştır.
Hak, eşitlik, adalet, hürriyet, vatan sevgisi gibi kavramlar ilk kez Tanzimat şiirinde kullanılmıştır.
Sayfa 46.
5. Namık Kemal—————————-Tahrib-i Harabat
  Abdulhak Hamid Tarhan—————–Saahra
 Recaizade Mahmut Ekrem—————Pejmürde
Sami Paşazade Sezai———————-Küçük şeyler
6. Tanzimat sanatçıları çıkardıkları gazete ve dergiler yoluyla halkı bilinçlendirme yoluna gitmişlerdir. Batıdan edebiyatımıza kazandırılan makale, deneme, eleştiri, roman, tiyatro gibi modern edebi türleri halkı bilinçlendirmede bir araç olarak görmüşlerdir.
7. hürriyet kavramı Allah’ın hediyesi, halkın koruyucusu,doğru yolun davetçisi benzetmeleriyle verilmiş.

2012-2013 11.Sınıf Türk Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları- Olay Çevresinde Oluşan Edebi Metinler- Felatun Beyle Rakım Efendi( sayfa 47- 54 )

Sayfa 47. Hazırlık

1. değişik değişik insanlar olmanızı sağlar romanlar. değişik değişik karakterlere büründürür sizi.
Bir gün Raskolnikov olursunuz, bir gün Zehra olursunuz, bir gün Rakım Efendi olursunuz, bir gün köylü Bekir olursunuz, vb.. değişik insanların yaşamlarının tadına bakarsınız., ufkunuz gelişir. Olaylara değişik açılardan bakmanızı sağlar. Yazarın dili size işler..
2. Size kalmış………Od ( İskender Pala),  Sergüzeşt ( Samipaşazade Sezai)
3.Batılılaşma: Batının bilim ve tekniğini alma, gelişmişlikte onlara yetişme.
Yanlış Batılılaşma: batıyı olduğu gibi taklit etme. Sanat , kültür ve yaşam tarzını olduğu gibi benimseme.
Sayfa 50.
Etkinlik 1.
Eserin bölümleri
Olay örgüsü
Olay örgüsü ile ilgili hislerim ve düşüncelerim
1.       Bölüm
Felatun Bey’in yetiştirilmesi
Alafranga bir yaşam tarzını doğru bulmuyorum.
2.       Bölüm
Rakım Efendi’nin yetiştirilmesi
Doğru olanın rakım Efendinin yetiştirilme tarzı olduğunu düşünüyorum
3.Bölüm 
Falatun Bey’in kötü yaşam tarzından dolayı ikaz edilmesi
Felatun Bey , kişiliği gereği bu uyarıyı görmezden geliyor. Üzüldüm.

1.       Romanda yaşananlar gerçek hayatta aynen olduğu gibi yaşanmamıştır. Sanat eseri kurmacadır. Gerçek hayatta yaşanan bir olayı edebiyatın kurmacası içerisinde anlatır.
Etkinlik 2.a. …..
               b.Tanzimat döneminde batılı yaşam felsefesi Türk toplumunu aşırı biçimde etkilemiştir. Özellikle Fransız kültürü İstanbul’u esareti altına almıştır. Fransız mürebbiye, Fransızca öğrenme, Fransız mobilyaları, Fransız giyim tarzı….romanda bu yaşam biçiminden izler görüyoruz. Gerçek hayattan kareler romanda yerini bulmuş.
                
Kahramanlar
Kahramanların kişilik özellikleri
Kahramanların olay örgüsündeki işlevleri
Felatun Bey
Romandaki zıt kişiliklerden olumsuz tarafı temsil eden Felatun Bey isminden dolayı kendini çok bilgili, kültürlü biri olarak görür çevresine de böyle görünmeye çalışır. Kendileri her geçen gün değer yargılarına biraz daha yabancılaşarak güzel Fransız kadınlarıyla çıkarlara dayanan kısa ömürlü aşklar yaşarken, kötü sonunu hazırlamakta olduğunun farkında değildir.
Yazar bu tip sayesinde okuyucuya yapmaması gereken davranışları açık bir şekilde söylemekte ve okuyucunun Rakım Efendi ile bu tip arasında bir seçim yapmasını istemektedir.Ayrıca zamanın genel düşünce yapısı Felatun Bey üzerinde toplanarak taklitçiliğin etkisiyle kişinin yozlaşması okuyucuya çok çarpıcı bir şekilde verilmiştir.
Rakım Efendi
Rakım Efendi ağırbaşlı, çalışkan, vaktini boşa harcamayan biridir. Onun ilişkileri karşılıklı çıkarlara dayanmamaktadır. Rakım Efendi, Fransızca, Arapça ve Farsça’yı anadili gibi bilmektedir. Bu özellikleriyle Rakım Efendi kültürlü, bilgili, çağdaş ve batılılaşmayı doğru anlayan bir tip olarak göze çarpmaktadır. Aynı zamanda o,ahlaklı ve iyi huy olarak gördüğümüz tüm davranışları üzerinde toplamıştır ki bu yönüyle tam bir Osmanlı beyefendisi özelliği göstermektedir
Bu romanda A.Mithat’ın ortaya koyduğu temel karşıtlık Felatun Bey’le Rakım Efendi’nin temsil ettikleri tembellikle israf ile çalışkanlık ve tutumluluk arasındadır. A.Mithat, batılılaşmayı yanlış anlayan Felatun Bey’in karşısına doğru anlayan Rakım Efendi’yi koyarak ideal sayabileceğimiz bir Osmanlı efendisi çizer. Romanda Felatun’dan daha çok üzerinde durulan Rakım para işlerinde dikkatli,çalışarak kazanan,fakirken durumunu düzeltebilen başarılı bir adamdır.Rakım’ın biraz da A.Mithat’ın kendisi olduğu ortadadır.Bu iki adamı karşılaştırmak amacı romanın konusunu da belirler.Felatun ile Rakım’ı benzer olaylar ve durumlar içerisine yerleştirerek aralarındaki farkı belirler.
Sadık Fedayi
Dadı Kalfa(Fedayi): Bu romanda Fedayi koruyucu kadın tipine en iyi örnek olarak görünmektedir. Rakım Bey’in babası öldükten sonra Rakım’ın annesiyle beraber bu çocuğa annelik yapmış, annesi öldükten sonra da Rakım’a adeta can yoldaşı olmuştur. Kendi çocuğu yerine koyduğu Rakım’ın mürüvvetini görmeyi tam bir anne edasıyla istemiştir. Rakım’ın Canan’ı satın almasından sonra da Canan’ı kızı yerine koymuş ve Rakım’a karşı sergilemiş olduğu koruyuculuk görevini Canan’a da göstermiştir.Romanda almış olduğu isim de bu özelliğine uygunluk göstermektedir.
Rakım efendi’nin Bazı özelliklerinin ortay çıkması için geliştirilmiş koruyucu tip. Yardımcı kişi.
Canan
Bu romanda dönemin sosyal yapısı hakkında da bilgi alabileceğimiz bu bahiste en iyi örnek olarak Canan’ın adını verebiliriz.Rakım Efendi bu kızı satın aldıktan sonra onu sanki esir değil de evlatlık almış gibi davranmış, sonraları ise onunla evlenmeyi bile gerçekleştirmiştir.Canan da bu kaderine karşı gelmemekte, efendisine ve dadına karşı görevini layıkıyla yerine getirmektedir.
Yardımcı kişi. Rakım Efendi’nin kişiliğinin ortaya konmasında rol alıyor.
Polini
: Bu kişilik romanda para ve zevk düşkünü olan ve varlıklı erkekleri sömüren bir özellikte verilmiştir. Bu kadın alafranga kültürünün tipik bir örneği olarak görünmekle beraber hafiften de meşrep biridir. Roman içerisinde Felatun’a kumar gibi kötü bir alışkanlık karşısında destek olmakta onu teşvik etmektedir.Gece alemlerinde,kumar masalarında Felatun’un serveti tükenince Polini Felatun’u terk etmiş,ancak Rakım’ın tüm uyarılarına rağmen Felatun bu olaydan sonra durumu anlayabilmiştir.Bu özellikleriyle Polini çıkarcı ve şeytan kadın olarak karşımıza çıkmaktadır.
Yardımcı kişi. Felarun Bey2in karakterinin yansıtılması için oluşturulmuştur. Kötü kadın tipini canalndırıyor.
c. Tipler: Felatun Bey, Rakım Efendi, Polini, Dadı Fedayi, Canan… bu kişiler bir yönüyle ön plna çıkmış kişilerdir. Felatun Bey, Batı hayranı bir tipi, Felatun Bey Osmanlı beyefendisini, canan fedakar cariye tipini, dadı Fedayi, koruyucu  tipi temsil etmektedir.
  Karakterler: Josefino, Can, Doktor Z, Mister ve Misters Ziklas, Mihriban.   bu kişiler belirli bir özelliği ile ön plana çıkmış kişiler değiller.
2.       Evet bu tiplerle  o dönemde  Beyoğlu sokaklarında  karşılaşılabilir. Çünkü roman Tanzimat döneminde sosyal yaşantıdaki çarpıklıkları dile getiriyor.
3.
Eserin bölümleri
Olayın Geçtiği Mekanlar
Mekanın Özellikleri
1.       Bölüm
Felatun Bey’in konağı
Bu bölümde Felatun Bey’in evi açıkça tasvir edilmemiştir. Sadece Beyoğlu’nda bir konak olarak geçmektedir.
2.bölüm
Rakım Efendinin doğduğu büyüdüğü ev
Romanda Rakım’ın evi çok ziyaret edildiği için yazar orayı tasvir etme ihtiyacı duymuştur: Ev bir katlı idi.Zemide mutfak,kiler,odunluk ve ev altı vardır.Ev üç odalı ve bir salonlu, duvarları kağıtlı ve boyalıdır.Yerlerde güzel halılar döşelidir.Bu özellikleriyle tam bir Türk evi görüntüsündedir.
3.Bölüm
Bu bölümde bir mekan tasviri yok
Dış mekandır. Net bir ayrıntı yoktur.
3.       Romanda geçen mekanları harita üzerinde gösterebiliriz. Beyoğlu, Kağıthane, gibi yerler gerçek mekanlardır.
Masal türündeki mekanlar  gerçek hayatta var olan belli bir mekan değildir. Hayalde kurulmuş mekanlardır. Bu romandaki mekanlar ise gerçek mekanlardır. Günlük hayatta var olan mekanlardır.
Sayfa. 52 .
4.       Olayın yaşandığı zaman ile anlatıldığı zaman aynı zaman değildir. Anlatıcı ilk önce Felatun Bey ile Rakım Efendi’yi tanıtmış. Sonra başa dönmüştür.
5.       Bu romanda zaman kavramı belirtilmemiş, olayların gerçekleştiği ve kişilerin bulunduğu zaman tam olarak verilmemiş, bu kavramın okuyucunun kendisi tarafından anlaşılması sağlanmaya çalışılmış.
              Felatun Bey ile Rakım Efendi adlı romanda olaylar XIX. yy.’ın sonları ve XX. yy.’ın başlarında geçtiği anlaşılmaktadır. Bu da Osmanlı Devleti’nin yıkılmaya yüz tuttuğu için aydınların devleti kurtarma çabasına düştüğü, türlü fikirlerin ortaya atıldığı yıllara denk gelmektedir
6.       Masallarda zaman belirsizdir. Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde,  zamanın birinde… gibi ifadelerle zaman kavramı verilmeye çalışılır.
7.       Romanda var olan zaman daha gerçekçi masaldaki zaman ise bilinmeyen bir zamandır.
8.       Mekan, kişi zaman arasında bir uyumsuzluk yoktur. Bu unsurlar temayı ortaya koymak için var olan unsurlardır. Dolayısıyla üçü arasında uyum olmalıdır.
9.       Eserde işlene çatışma  yanlış Batılılaşmadır. A.Mithat, batılılaşmayı yanlış anlayan Felatun Bey’in karşısına doğru anlayan Rakım Efendi’yi koyarak ideal sayabileceğimiz bir Osmanlı efendisi çizer.
10.   Tanzimat döneminde sosyal yaşamda batı taklitçiliği ifrat derecesine varmıştır. bu romanda sosyal yaşantıdaki bu çarpıklık ele alınmıştır.
Etkinlik 4.
a.       Romantizmin ilkeleri
1.   Romantizm sanatçıları, klasisizm sanatçılarının akıl ve sağduyusunun karşısına dizginlenemez duygu, coşku ve hayali koymuştur. Lirik şiir, romantizmle yeniden dirilmiştir.
2.   İnsan doğasını değil, dış dünyayı olabildiğin¬ce renkli, göz alıcı ve abartmalı biçimde betimlemişlerdir.
3.   Eski Yunan edebiyatı ve Latin edebiyatı yerine çağ¬daş edebiyatlar örnek alınmıştır. Din duygusu önem kazanmış, konu olarak Hristiyanlık mucizeleri, Orta¬çağ efsaneleri işlenmiştir. Konuların bazıları tarih¬ten, bazıları da günlük yaşamdan alınmıştır.
4.   Sanatçılar, yapıtlarında kendi kişiliklerini gizlememişlerdir. Sanatlarını.toplumu dönüştürmede bir araç olarak kullanmışlar, “toplum için sanat” anlayışına bağlı kalmışlardır.
5.   Romantik sanatçılar, klasisizmin dil ve edebiyattaki tüm kurallarını yıkmışlar, kendilerini de kuralcılıktan kaçınmışlardır. Kapalı ve süslü bir üslup kullanmış¬lar, şairane anlatımı benimsemişlerdir.
       6.   Seçkin, Örnek, mükemmel insanları değil, her kesimden İnsanı anlatmışlardır. İnsanlar ve olaylar işlenirken iyi-kötü, güzel-çirkin gibi karşıtlıklardan yararlanmışlardır. İnsanların ruhsal durumlarının soyut olarak izlenmesi bırakılmış, insanlar yaşadık¬ları toplumsal çevre ile ele alınmıştır.
      7.   Olayların anlatımında rastlantılara oldukça fazla yer verilmiştir. Uzak ülkeler ve yabancı töreler geniş olarak betimlemiştir.
     8.   Romantikler tiyatroda üç birlik kuralını kırıp dram türünü geliştirdiler. ( Gerçekte bunu İlk yapanın Shakespeare olduğunu; onun, romantizmin ilk öncüsü olduğu anımsatalım.)
     9.   Romantik edebiyatta roman ve öykü, tiyatro, eleştiri, makale, fıkra, deneme, anı (hatıra), gezi yazısı, şiir gibi türlerde ürünler verilmiştir.
b.  Realizmin İlkeleri
* Gerçekler ön plandadır. Realist sanatçılar, eserlerinde yaşamın gerçeklerini dile getirir.
* Yalnızca yaşananın anlatılmasına yönelen gerçekçiler, olaylar ve kişiler karşısında tarafsız davranırlar. – Eserlerine kendi duygu, düşünce ve yorumlarını katmazlar. Çünkü Realizmde doğayı olduğu gibi kopya etmek esastır.
* Gerçekler anlatılırken kişilerin psikolojileri, onların kişiliklerini etkileyen çevrelerinin tanıtımı, içinde bulundukları ortam ayrıntılarıyla verilir. Onun için de betimieme, realist yazarlarda en önemli anlatım bigimi olarak dikkat çeker.
* Realizmde, gerçek hayatın anlatılması esas olduğu için realistlerin eserlerinde toplumun sıradan kişilerine rastlanır. Eserlerinde daha çok yaşamın olağan olaylarına yönelen gerçekçiler, çok basit bir konuyu bile ele alırlar.
*Realist yazarların okuyucuyu eğitme gibi bir amaçları yoktur; onlar gözlem, araştırma ve belgelere dayanarak, yaşananı nesnel bir şekilde aktarmayı amaçlarlar.
* Realizmde biçim güzelliğine önem verilir, dilde ve anlatırnda süsten, özentiden kaçınılır. Çünkü sanatı, klasik ve romantik akımların yapaylığından kurtarmak amaçlanır.
*Realizmde roman ve hikaye ön plana çıkmıştır.
c. felatun Bey’le rakım efendi romanında romantizmin daha ağır bastığını görüyoruz.
Ahmet Mithat Efendi’nin bu eseri romantizmin etkisinde yazılmış bir eserdir.Yazarın kendi tasarrufu eserde bayağı etkili bir şekilde kendini göstermektedir ve yazarın yanlı tutumu etkisiyle okuyucu yönlendirilmeye çalışılmaktadır.
11.   Batılılaşma teması ilenmiş. Bu tema dönemin sosyal yaşantısıyla doğrudan ilişkilidir. Çünkü Tanzimat döneminde görülen yanlışlardan birisi de yanlış Batılılaşmadır.
Etkinlik 5.
Felatun Bey’in Ailesi, Alafranga hayranı, batılılaşmayı lüks yaşamak, şık giyinmek ve eğlence yerlerinde gezip tozmak olarak algılayan bir aile yapısı vardır.
         Rakım Efendinin ailesi ise  Felatun Bey’in tam karşıtı bir ailedir. Osmanlı aile yapısını temsil eder.
        12.romanda Kahramanların kişiliklerinin daha iyi ortaya konması için kahramanların aileleri de romana dahil edilmiştir. Olay örgüsünün ortay çıkmasında yardımcı unsur olarak kullanılmışlar.
 13. Felatun Bey ile Rakım Efendi adlı romanda gözlemci anlatıcı (yazar Anlatıcı) tekniği kullanılmıştır. Bu tekniğe göre anlatıcı olaylara görgü tanığı konumundadır ve olaylara belli bir mesafede durur. Yazar gördüklerini ya nesnel olarak anlatır ya da etken bir biçimde olaylara kendi düşüncelerini de katar.
Gözlemci anlatıcı bu romanda da olduğu gibi bazen kendini açıkça belli eder, olayları keserek araya girer ve kendi fikrini söyleyerek okuyucuya kendi tercihini sorar.
Diğer taraftan anlatıcı hakim bir konumdadır ve olayların öncesini sonrasını ve o anını bilir. O her zaman her yerde ve her olup biteni bilir, yeri gelince her şeyden haber verir.
Sayfa 53
14.  Tanzimat döneminde toplumun geri kalmışlığının temel sebebinin eğitimsizlik olduğu düşüncesi hakimdir. Bunun içinde Batıdan bilim ve teknik adına ne varsa alınmalıdır. Fakat bu düşünce toplum tarafından tam anlaşılamamış, batının yaşam biçimi taklit edilmeye çalışılmıştır.roman bunu ortaya koymakta Batılı olmayı eğitime dayandırmaktadır.
6. Etkinlik
 Tanzimat edebiyatının özellikleri
“Sanat toplum içindir.” görüşüyle eserler vermeye çalışmışlardır.
Dilde sadeleşmeyi amaçlamışlar ancak başarılı olamamışlardır.
Fransız Edebiyatı’nı örnek almışlar ve Fransa’da ortaya çıkan “ROMANTİZM” akımının etkisinde kalmışlardır.
Batı Edebiyatı’ındaki roman, makale, eleştiri, deneme gibi türler edebiyatımıza bu dönemde girmiştir.
Ortaya koyulan romanlar teknik bakımdan kusurludur.
Şiirde Divan Edb. nazım şekilleri kullanılmıştır ancak içerikte yeniliğe gidilmiştir. Şiirlerde adalet, hürriyet, zulüm gibi konular işlenmiştir.
Şiirde biçim güzelliği değil içerik ön plana çıkarılmaya çalışılmıştır.
Türk Edebiyatı’na “noktalama işaretleri”  bu dönemde getirilmiştir.
Çeviri edb. ve gazetecilik dönemin özelliklerindendir.
Evet , bu temaların sanat anlayışı ile ilgisi vardır.
15. Yazar eserinde bir fikrin savunmasını yaptığı için kişilerden ve anlatım biçiminden ziyade olayları öne çıkarmaya çalışmıştır.Kişiler arasındaki etkileşim, kişilerin iyi ve kötü tarafları çerçevesinde doğru ve yanlış olanın değerlendirmesi, kişilerin birbirini yönlendirmesi gibi unsurlar eserde yazarın istediği şekilde kullanılmıştır.
Yazar toplumu bilinçlendirmek ve eğitmek amacıyla bu eseri kaleme almıştır. Bu anlayış Tanzimat edebiyatının “sanat toplum içindir” görüşüne uygundur.
16. romanda mahalli unsurlar kullanılmış. Kavas, dadı, cariye, taş mektep, rüştiye gibi kavramlar o günün sosyal yaşamından kareleri yansıtmaktadır.
17. Toplumu yanlış Batılılaşma konusunda bilgilendirmek yönlendirmek için yazmıştır.
Etkinkik 7
Esaret konusunun işleyen roman Sergüjest, Yanlış batılılaşmayı işleyen roman ise Araba Sevdasıdır.
Etkinlik 8.
18. Mithat Efendi’nin edebi kişiliğini şöyle özetleyebiliriz:
 1. Tanzimat döneminin en popüler (halkçı), en üretken yazarı olan, türlü devlet hizmetlerinde bulunan, gazetecilik yapan sanatçı İstanbul doğumludur.
2. Edebiyat yapmak için değil, okuma zevki aşılamak ve halkı eğitmek gayesiyle yazmıştır. Bu nedenler eserlerinin birçoğu edebi değer taşımaz.
3. En üretken yazarımız odur. Yazı makinesi olarak bilinir. 200 kadar eser yazmıştır.
4. Asıl ilgi alanları, gazetecilik, romancılık ve hikâyeciliktir.
5. Sade, anlaşılır bir diller bildiği her şeyi aktarmaya çalışmıştır. halkın psikolojisini iyi bilir, halka hoş gelen ve merak uyandıran bir tarzda halkçı roman geleneğini başlatarak halka okuma sevgisini kazandırmaya çalışmıştır.
6. Öykü ve romanlarında meddah tekniğini kullanmıştır. Öykü ve romanları tür bakımından çeşitlilik gösterir: macera, aşk, polisiye, tarih…
7. Edebiyatımızın ilk hikaye örnekleri olan Letaif-i rivayet adlı 24 kitaplık dizi ona aittir.
8. Romantizmin etkisinde kalan sanatçı, edebiyatımızın konu ve tema ufuklarını genişletmiş.
Ölümüne dek iki yüzden fazla eser yayımlayan Ahmet Mithat, Türk edebiyatının gerçek anlamda ilk popüler yazarıdır. En büyük arzusu kitap okuyan bir toplum yaratmak idi. Çoğunluğa hitap etmek, dertlerine tercüman olmak kaygısıyla çok sayıda eser verdi “kırk beygir gücünde yazı makinesi” olarak tanındı.
Eserlerinde Avrupa’nın bilim, sanayi ve çalışkanlığını överken Osmanlı toplumunun ahlaki değerlerinin korunması gerektiğini vurguladı. Genç yazarlara destek verdi, dilde sadeleşmeyi savundu, devlete ve dine itaatsizliği, tembelliği, müsrifliği, özentiliği eleştirdi. Ürünlerini daha çok öykü ve roman türünde vermiştir. Romancılığı ve öykücülüğü, halk öykücülüğünden Batı tarzı öykü ve romancılığına geçiş olarak kabul edilebilir. Ayrıca tiyatro alanında da çalışmalar yapmış, “Açıkbaş, Ahz-i Sar, Ziba” adlı kitaplarıyla dram ve operet türlerinde ürünler vermiştir.
Fransızca’dan yaptığı roman çevirileri, Batı yazınının ilk çeviri örneklerini oluşturur. Romanları, Namık Kemal, Şemseddin Sami ve Samipaşazade Sezai ile birlikte onu ilk Türk romancılar kuşağının bir üyesi yaptı.
Gazeteciliğin dışında tarih, coğrafya ve felsefeye ilgi duymuş; çoğunlukla Batı kaynaklarından yararlanarak kaleme aldığı bu eserleri hem kitap oylumunda, hem de fasikül olarak çıkarmıştır
19. her eser yazarının yaşam tarzından, hayat anlayışından izler taşır. Bir nevi yazarın dünyaya bakışını yansıtır.bu romanda Rakım efendi ile yazarın hayatı arasında benzerlikler vardır. Tıpkı soruda verilen yazı makinesi ifadesinde olduğu gibi.
20. Yazar olaylara yer yer müdahale ederek bakış açısını ortay koymaktadır. Bu da eseri taraflı yapmaktadır.
Felatun Bey ile Rakım Efendi (1875) Romanın  incelenmesi
Özet:
Mustafa Meraki Efendi’nin oğlu Felatun Bey, babası gibi giyime kuşama çok düşkün biridir. Varlıklı bir aailenin çocuğu olduğu için su gibi para harcar. Ona göre Batılılaşmak, lüks yaşamak, şık giyinmek ve eğlence yerlerinde gezip tozmaktır. Felatun Bey, yarım yamalak Fransızcasıyla yabancı aileler arasında dolaşmaktan zevk almakta, belli bir iş tutmamakta, zamanı mağazaları dolaşmakla, elbise provaları yaptırmakla, eş dost ziyaretleriyle geçirmektedir. Babası ölünce büyük bir mirasa konar; ancak varını yoğunu tanıştığı bir İtalyan kadın oyuncuya yedirir. Baba mirasını hepten tüketince, eski aile dostları yardımına koşar, ona istanbul dışında bir iş bulurlar. Felatun Bey, büyük bir utançla İstanbul’dan ayrılmak zorunda kalır.
Rakım Efendi, Felatun Bey’in tam karşıtı bir tiptir. Küçük yaşta anasız babasız kalmasına, çok yoksul olmasına rağmen dadısının yardımıyla kendini çok iyi yetiştirir. Çamaşırcılık yaparak kendisini büyüten dadısına minnettardır; kişilikli bir insan olur. Çok çalışarak Fransızca öğrenir, kendisine iyi bir iş bulur, yabancılara Türkçe dersleri verir. Evine cariye olarak aldığı Canan’ı eğitir, yetiştirir ve sonunda onu severek onunla evlenir. Mutlu bir evlilik yaşarlar.
I. OLAY ÖRGÜSÜ
Romanın kahramanlarından Felatun Bey ile Rakım Efendi aynı yaşlarda, aynı derecede eğitim görmüş yakın iki arkadaştır. Felatun Bey isminden dolayı kendini çok bilgili, kültürlü biri olarak görür çevresine de böyle görünmeye çalışır. Hararetli bir kitap toplayıcısıdır. Yeni çıkan ilmi eserlerin hepsini üzerine adının ilk harflerini yazdırmak suretiyle ciltlettirip getirterek kitaplığına koyar. Fakat o, aldığı kitapları hiçbir zaman açıp okumaz. Kendileri büyük bir devlet dairesinde çalışmakla birlikte, buraya pek uğramayıp her geçen gün değer yargılarına biraz daha yabancılaşarak güzel Fransız kadınlarıyla çıkarlara dayanan kısa ömürlü aşklar yaşarken, kötü sonunu hazırlamakta olduğunun farkında değildir.
Rakım Efendi ise tam tersi, ağırbaşlı, çalışkan, vaktini boşa harcamayan biridir. Onun ilişkileri karşılıklı çıkarlara dayanmamaktadır. Rakım Efendi de gezip eğlenmeyi, çalgılı alemleri sevmektedir ama, ona göre her şeyin bir ölçüsü vardır. Rakım Efendi, Fransızca, Arapça ve Farsça’yı anadili gibi bilmektedir. Onun bu özelliği, Asmalımescit semtinde oturan İngiliz ailenin dikkatini çeker ve evin kızlarının babası Bay Ziklas, Rakım Efendi’den, kızlarına ders vermesini ister. İngiliz kızlarına ders vermeye başlayan Rakım Efendi, bu kızlardan birinin kendisine aşık olduğunun farkında değildir. Kendisi de ev işlerine yardım etmesi için alınan güzel hizmetçisi Canan’a âşık olmuştur. Çaresiz fakat, temiz aşklar ile karşı karşıya kalan Rakım Efendi ile menfaatler üzerine kurulu ilişkiler içinde yaşayan Felatun Bey’in maceralarını okurken, bir dönemin yaşantı biçimini oluşturan değer yargılarının panoramasıyla karşılaşacaksınız.
Bu romanda A.Mithat’ın ortaya koyduğu temel karşıtlık Felatun Bey’le Rakım Efendi’nin temsil ettikleri tembellikle israf ile çalışkanlık ve tutumluluk arasındadır. A.Mithat, batılılaşmayı yanlış anlayan Felatun Bey’in karşısına doğru anlayan Rakım Efendi’yi koyarak ideal sayabileceğimiz bir Osmanlı efendisi çizer. Romanda Felatun’dan daha çok üzerinde durulan Rakım para işlerinde dikkatli, çalışarak kazanan,fakirken durumunu düzeltebilen başarılı bir adamdır.Rakım’ın biraz da A.Mithat’ın kendisi olduğu ortadadır.Bu iki adamı karşılaştırmak amacı romanın konusunu da belirler.Felatun ile Rakım’ı benzer olaylar ve durumlar içerisine yerleştirerek aralarındaki farkı belirler.
II. TEMALAR
Ferdi Tema
Eserde en çok dikkat çeken ferdi temaların başında aşk konusu gelmektedir. Rakım ile Canan arasında yaşanan saf ve temiz aşk, bu duygunun kural ve sınıf tanımadığını ortaya koyması bakımından önemlidir. Öyle ki biri kültürlü öbürü ise para karşılığı satın alınan cahil birisidir, ancak bunun yanında Canan zamanla Rakım tarafından – bir nevi yazarın isteğiyle diyebiliriz- kendisine layık bir duruma getirilince bu fark ortadan kalkmıştır.Diğer yandan İngiliz kızlarının özellikle Can’ın Rakım’a karşı beslediği karşılıksız aşk duygusu da dikkate değer bir olaydır.
Eserde şehvet duygusuna da yer verilmiştir.Josefino’nun kendinden yaşça küçük olmasına rağmen Rakım’a karşı hissettiği cinsel duygularla karışık insani sevginin romanda önemli bir yeri vardır.
Kıskançlık duygusuna da az da olsa aşk duygusu dahilinde yer verilmiştir. Bu daha çok paylaşmaya karşı duruş şeklindeki bir histir.Bu duyguyu da gerek Canan’da gerek İngiliz kızlarının her ikisinde de birbirlerine karşı kendini göstermektedir ki bu da yine Rakım’a karşıdır.
Ayrıca acıma duygusu da güçlü bir şekilde hissettirilmiştir. Rakım Can’ın kendisine karşı beslediği tek taraflı aşk yüzünden düştüğü amansız hastalık nedeniyle her geçen gün daha da erimesini görünce ona çok acımaktadır.Ancak bu hastalığın sebebinin kendisi olduğunu öğrenince, üzüntüsü ve acıma duygusu onda adeta ıstırap haline gelmiştir.
Sosyal Tema
Eserde sosyal tema ferdi temaya göre daha arka planda kalmıştır. Aslında yazar ağırlıklı olarak tek bir sosyal temayı işlediği için eserin bütününden bu konuyu çıkarmak pek kolay değildir.Bu konu ise “Batılılaşma” konusu ve batılılaşma karşısında bizim toplumumuzun ve kültürümüzün nasıl etkilendiği meselesidir.Eserde Rakım Efendi ve Felatun Bey, iki örnek tip ele alınarak batılılaşmayı nasıl anladığımız masaya konmaya çalışılmıştır.Batılılaşma ve çağdaşlaşma yolunda Avrupa’dan yalnız bilim ve teknik yönünden faydalanmamız gerektiği gerçeği okuyucuya verilmek istenmiş.Bunun dışında kalan yaşam biçimi, milli zevklerimiz, milli kültürümüz asırların birikimiyle zaten bizde en özgün biçimde mevcuttur düşüncesi dile getirilmiştir.
Eserde bunun yanında o zamanların amansız hastalığı olan “Verem” konusu da işlenmiştir.Bu hastalık o zaman için tedavisi olmayan ve kurtuluşu zor olan bir hastalık olduğu için halk arasında korku duyulan bir durumdur.
III. KİŞİLER
A.Fonksiyonları Bakımından Kişiler
a.Birinci Derecedeki Kişiler
Rakım Efendi: İki zıt tipin karşılaştırılması şeklinde oluşturulan bu romanda en çok konu edilen kişi Rakım Efendi ağırbaşlı, çalışkan, vaktini boşa harcamayan biridir. Onun ilişkileri karşılıklı çıkarlara dayanmamaktadır. Rakım Efendi, Fransızca, Arapça ve Farsça’yı anadili gibi bilmektedir. Bu özellikleriyle Rakım Efendi kültürlü, bilgili, çağdaş ve batılılaşmayı doğru anlayan bir tip olarak göze çarpmaktadır. Aynı zamanda o,ahlaklı ve iyi huy olarak gördüğümüz tüm davranışları üzerinde toplamıştır ki bu yönüyle tam bir Osmanlı beyefendisi özelliği göstermektedir.
Rakım Efendi saydığımız özellikleriyle adeta okuyucunun zihninde bir melek olduğu düşüncesini uyandırmıştır. Ancak yazar bu durumda romana müdahale ederek Rakım Efendi’nin sonuçta bir insan olduğu gerçeğini okuyucuya göstermektedir. Bunu da roman içerisinde gerek Josefino ile girdiği gizli, ancak pek de fena sayılmayacak ilişkiden gerek ev içinde Canan ile girdiği ilişkiden gerekse de çok nadir de olsa Felatun Bey hakkında zihninden geçirdiği haklı ve olumsuz düşüncelerden yararlanarak okuyucuya göstermektedir.
Felatun Bey: Romandaki zıt kişiliklerden olumsuz tarafı temsil eden Felatun Bey isminden dolayı kendini çok bilgili, kültürlü biri olarak görür çevresine de böyle görünmeye çalışır. Kendileri her geçen gün değer yargılarına biraz daha yabancılaşarak güzel Fransız kadınlarıyla çıkarlara dayanan kısa ömürlü aşklar yaşarken, kötü sonunu hazırlamakta olduğunun farkında değildir.
Yazar bu tip sayesinde okuyucuya yapmaması gereken davranışları açık bir şekilde söylemekte ve okuyucunun Rakım Efendi ile bu tip arasında bir seçim yapmasını istemektedir, ancak Felatun Bey’in çirkin taraflarını göstererek seçimi okuyucuya bırakmıştır. Ayrıca zamanın genel düşünce yapısı Felatun Bey üzerinde toplanarak taklitçiliğin etkisiyle kişinin yozlaşması okuyucuya çok çarpıcı bir şekilde verilmiştir.
b.Hasım veya Karşı Gücü Temsil Eden Kişiler
Romanda varlığını açık olarak hissettiğimiz düşman veya karşı gücü temsil eden bir tip bulunmamaktadır, ancak bu bahiste Rakım Efendi’nin tam zıttı davranışlar sergilemesi bakımından Felatun Bey’i zikredebiliriz.
c.Arzu Edilen ve Korku duyulan Kişiler ya da Kavramlar
Burada Canan’ın adını verebiliriz. Rakım Efendi Canan’ı satın aldığı ilk sıralarda bu kızın sağlıksız ve bakımsız durumda olması sebebiyle Canan’a herhangi bir ilgi duymamıştır, fakat Canan’daki zarifliği ve güzelliği daha ilk bakışında fark etmiştir. Dadı Kalfa’nın iyi bakıcılığı ve Rakım’ın da çok yakın olarak ilgilenmesi sonucunda adeta Canan’ın içindeki cevher ortaya çıkmıştır. İleride yönlendirici kişiler bahsinde sayacağımız Josefino’nun etkisi yardımıyla da Rakım bu çekiciliğe daha fazla karşı koyamamıştır.Bunun yanında Dadı Kalfa da Canan’ı etkilemekte ve ona Rakım’ı nasıl etkileyeceği konusunda taktikler vermektedir.Gerek Dadı Kalfa gerek Josefino mükemmel kişiliklere sahip olan bu iki çocuğun birbirine çok yakışacağını düşünmekte ve her ikisi de bu çocukları etkilemek ve birbirine kavuşturmak için başarılı olana kadar büyük çaba harcamışlardır.
d.Yönlendirici Kişiler
Josefino: Bu kişi roman içerisinde büyük bir etkiye sahip olması sebebiyle önemli bir yere sahiptir. Bir arkadaş toplantısında Rakım’la tanışan Josefino Rakım’la daha yakın bir ilişki kurmak için özel bir çaba harcamış, Canan’a ders vermeyi sadece Rakım’ın dostluğu karşısında kabul etmiş, kısa süre sonra Beyoğlu’ndaki kendi evinde Rakım’la bir muhabbet içerisine isteyerek girmiştir ve böylece kendi egosunu tatmin etmiştir. Belki bu tatminlikten dolayıdır ki yaşça küçük olmasına rağmen çok beğendiği Rakım’ı en az Rakım kadar sevdiği Canan’a daha layık gördüğünü söylemiştir.Bu yolla Canan’la Rakım’ın mutluluğuna büyük katkıda bulunmuştur.
Dadı Kalfa(Fedayi):Yönlendirici özelliği Canan üzerinde ağır basan Fedayi eve ilk geldiği sıralarda toy ve eğitimsiz olan Canan’ın yetişip serpilmesinde büyük etki yapmış, Rakım’ın gözü önünde Canan’ın yeniden doğmasını sağlamıştır. Bunu yaparken de bu iki çocuğu birbirine çok yakıştırdığı için kızın içine Rakım’a karşı aşk tohumunu kendisi serpmiştir. Bu kişinin evde yapılması gereken bazı işlerin ve halledilmesi gereken eksiklerin tamamlanması için Rakım’ı uyarması bakımından da bir yönlendirici tarafı bulunmaktadır.
Doktor Z: Doktor İngiliz kızın Rakım’a karşı duyduğu derin aşk sebebiyle ince hastalığa düştüğü sırada romana girmiştir. Yaptığı ilginç muayene sonunda teşhisi koymuş ve kızın dermanının da Rakım Efendi’de bulunduğunu belirtmiştir. Burada Mister Ziklas’ı kızla Rakım’ın evlenmesi gerektiğine inandırması bakımından yönlendirici bir kimliğe sahiptir.
e.Alıcı Kişiler
Can:Bu romanda alıcı kişi olarak en başta Can’ı sayabiliriz. Rakım bu İngiliz kızlara ders vermeye başladıktan ilk zamanlardan beri her ikisini de büyük ölçüde etkilemiştir, ancak bunun farkında değildir. Gerek düzgün bir fizik ve yüz yapısına gerek iyi huy ve ahlaka sahip olması bakımından kızlara kendisini sevdirmiştir.Öyle ki, Can aradan geçen yaklaşık bir sene sonra devasız bir derde tutulmuş,günden güne erimeye başlamıştır.Tabii ki Rakım’ın bu durumdan haberi ancak bu anda oluyor.Ancak anlaşılmaz bir şekilde Can yakalandığı bu amansız hastalıktan kurtuluyor ve tekrar hayata dönüyor.Bu olayda Can’ın rolüne bakacak olursak Can kendi kendini böyle bir derde düşürüyor ve sonunda da akıl almaz zararlar görüyor.
Margrit:İngiliz kızlardan Margrit kardeşi Can kadar etkilenmese de roman içinde Rakım’dan o da etkilenmiş ve hayatından eskisi kadar zevk almamaya başlamıştır. Zira Margrit de babası tarafından bu olaylarda daha fazla zarar görmemesi için İstanbul’dan başka bir yere gönderilmiştir. Kısaca Margrit için de Rakım’la yakınlaşması sonucu onun da olumsuz yönde etkilenen kişilerden olduğunu söyleyebiliriz.
Polini:Bu kişilik romanda para ve zevk düşkünü olan ve varlıklı erkekleri sömüren bir özellikte verilmiştir. Bu kadın alafranga kültürünün tipik bir örneği olarak görünmekle beraber hafiften de meşrep biridir. Roman içerisinde Felatun’a kumar gibi kötü bir alışkanlık karşısında destek olmakta onu teşvik etmektedir.Gece alemlerinde,kumar masalarında Felatun’un serveti tükenince Polini Felatun’u terk etmiş,ancak Rakım’ın tüm uyarılarına rağmen Felatun bu olaydan sonra durumu anlayabilmiştir.Bu özellikleriyle Polini çıkarcı ve şeytan kadın olarak karşımıza çıkmaktadır.
f.Yardımcı Kişiler
Mister ve Misters Ziklas: Bu iki kişilik sadece Rakım Efendi’nin iyi özelliklerini dile getirme, okuyucuya sunma, aynı zamanda Felatun Bey’in çirkinliklerini de hatırlatarak bu iki kişilik arasındaki farkın hatırda kalmasını sağlamak amacıyla romanda yer almaktadır. Aslında iyi ile çirkin olanın karşılaştırılmasının yapıldığı romanda gerçekte yazarın düşünceleri olan iyi huy ve erdemlerin savunulması çoğunlukla bu iki kişinin ağzından verilmek istenmiştir.Bu kişilerin romandaki rolleri bundan ibarettir ve yardımcı kişi olarak gözümüze çarpmaktadırlar.
Dekoratif unsur Durumundaki Kişiler ve Kavramlar
Mihriban Hanım: Roman içerisinde pek bir görevi olmamakla beraber Felatun Bey’in kardeşi olarak ara sıra hatırlanmaktadır. Mihriban Hanım alafranga hayatı seçmiş olan bir aileden gelmiş olmasına rağmen babasının ölümünden sonra Felatun Bey kendisiyle ilgilenmemiş, kendisi de orta halli biriyle evlenerek alaturka hayata mahkûm olmuştur. Bilgisiz ve narin yetiştirildiği için bu evlilikten sonra kocası tarafından bir eğitime tutulmuştur. Kişinin aslına dönmeye mecbur kalmasını göstermesi bakımından romanda önemli bir yere ve role sahiptir.
B. Tipleri Bakımından Kişiler
B.1. Toplumsal Tipler
B.1.1. Kadın Tipleri
B.1.1.a. Orta Halli ve Koruyucu Kadın Tipi
Dadı Kalfa(Fedayi): Bu romanda Fedayi koruyucu kadın tipine en iyi örnek olarak görünmektedir. Rakım Bey’in babası öldükten sonra Rakım’ın annesiyle beraber bu çocuğa annelik yapmış, annesi öldükten sonra da Rakım’a adeta can yoldaşı olmuştur. Kendi çocuğu yerine koyduğu Rakım’ın mürüvvetini görmeyi tam bir anne edasıyla istemiştir. Rakım’ın Canan’ı satın almasından sonra da Canan’ı kızı yerine koymuş ve Rakım’a karşı sergilemiş olduğu koruyuculuk görevini Canan’a da göstermiştir.Romanda almış olduğu isim de bu özelliğine uygunluk göstermektedir.
B.1.1.b. Düşmüş Kadın Tipi
Polini: Bu tipe birebir uymamakla beraber Polini’yi, Felatun Bey’in serveti tükenince onu terk etmesi bakımından bu bahiste yazabiliriz.Polini bir hayat kadını değildir ancak yiyici bir kadın olarak görünmektedir.Onun bu durumu ise Felatun hariç bütün Beyoğlu ahalisi tarafından bilinmektedir ve Rakım tarafından da uyarılmasına rağmen Felatun kendini bu gafletten kurtamaya bile çalışmamıştır.Bu tipin romandaki bir başka özelliği de erkeği avucunun içine almayı çok iyi beceren bir karaktere sahiptir.
B.1.2. Genç Kız Tipleri
B.1.2.a Duygulu(Onurlu) Genç Kız Tipi
Can: Bu romanda Can kendi içinde yaşadığı fırtınaları dışa vurmayan veya vuramayan, hislerini içine atarak sonunda kendi çöküşünü hazırlayan, ancak ölüm döşeğinde duygularını dışa vurabilen bir tip olarak karşımıza çıkmaktadır.Tüm bu iç fırtınalarına rağmen kalbinde başkası olduğuna inandığı Rakım’ı kendisi gibi feci bir sona mahkum etmemek için reddetmiştir.Anlaşılmaz bir şekilde hayata tekrar döndükten sonra da neredeyse kendi sonuna sebep olacak olan aşkını kalbine gömmeyi başarmıştır.
Margrit: O da kardeşi gibi duygulu bir kişiliğe sahiptir.En az Can kadar Rakım’dan etkilenmiş ve kardeşi hayattan kopmaya başladıktan sonra da onun gibi olmamak için duygularına esir olmadan onları bastırmayı başarmıştır.Fakat İstanbul’dan ayrılırken o da sırrını Rakım’a açmıştır.
B.2. Fırsatçı Tipi
Rakım Efendi: Rakım Efendi genç yaşta olmasına rağmen büyük bir olgunlukla kendi durumunu düzeltmek ve ailesi saydığı iki kişiyi daha rahat yaşatmak için eline geçen fırsatları değerlendirmeyi bilmesi bakımından fırsatçı bir kişiliğe sahiptir.
Felatun Bey: Bu kişi ise romanda fırsatçı özelliğini Rakım Efendi gibi iyiliği ve refahı için kullanmamış, tersine servetini ve şerefini azaltacak yerlerde fırsatçılığını konuşturmuştur.Hele günü birlik ilişkiler bulmakta onun üstüne yoktur.
B.3. Ruhsal Tipler
Felatun Bey: Felatın Bey’in ruhsal yapısı romanda işlenmemekle beraber aslında kendi içinde bir çelişki yaşadığı açık olarak görülmektedir.Asıl bağlı olduğu kültürel yapıyı göz ardı ederek aslında yabancı olduğu bir yaşama kendini dahil etmiş olması bakımından ruhsal ve düşünce yapısında bazı bozukluklar var diyebiliriz.
B.4. Esir Tipler
Canan: Bu romanda dönemin sosyal yapısı hakkında da bilgi alabileceğimiz bu bahiste en iyi örnek olarak Canan’ın adını verebiliriz.Rakım Efendi bu kızı satın aldıktan sonra onu sanki esir değil de evlatlık almış gibi davranmış, sonraları ise onunla evlenmeyi bile gerçekleştirmiştir.Canan da bu kaderine karşı gelmemekte, efendisine ve dadına karşı görevini layıkıyla yerine getirmektedir.
Bunun dışında gerek Ziklas ailesinin gerek Josefino’nun hizmetçileri de roman içerisinde yer yer ortaya çıkmaktadırlar.Onlar da bu kavrama dahil oldukları için bu bahiste söylenebilirler.
IV. ZAMAN
A.Sosyal Zaman
Bu romanda zaman kavramı belirtilmemiş, olayların gerçekleştiği ve kişilerin bulunduğu zaman tam olarak verilmemiş, bu kavramın okuyucunun kendisi tarafından anlaşılması sağlanmaya çalışılmış.
Felatun Bey ile Rakım Efendi adlı romanda olaylar XIX. yy.’ın sonları ve XX. yy.’ın başlarında geçtiği anlaşılmaktadır. Bu da Osmanlı Devleti’nin yıkılmaya yüz tuttuğu için aydınların devleti kurtarma çabasına düştüğü, türlü fikirlerin ortaya atıldığı yıllara denk gelmektedir. Bu dönemde Türk aydınlar Avrupa’ya gitmiş, orada gördükleri yenilikleri kendi vatanlarına getirmeye çalışmışlardır.Bu çabalar sonucunda birçok yenilik yapılmış, her alanda iyileştirmeye gidilmiştir. Ancak kültürümüzde görülen aşırı yozlaşma, dilimize giren aşırı fazla yabancı sözcük, batılılaşmayı ve gelişmeyi yanlış anlamayla gelen taklitçilik nedeniyle yenilik hareketleri amacını bulamamıştır.
Romanda da gördüğümüz alafranga kültüre özenti ve kendi benliğine giderek uzaklaşma olgusuna bakacak olursak romanda sosyal zamanın 1870 ve 1880’li yıllar olduğu anlaşılmaktadır.Aynı zamanda Rakım Efendi’nin Fransızca tercümeler yapmasına bakacak tahminimizin doğru olduğu anlaşılmaktadır.Çünkü Batıdan yapılan çeviriler ilk defa Tanzimat yıllarında yoğun ve sağlıklı olarak yapılmıştır.
B.Ferdi Zaman
Ahmet Mithat Efendi’nin bu eserinde ferdi zaman sosyal zamana göre daha belirgin bir haldedir.Roman kişilerinin yaşadığı olaylar belli bir kronolojik sıraya konmuştur, ancak yazar yer yer geriye dönerek belli bir zamandır unutulan kişiler hakkında bilgi vermiş ve o anda ne halde olduklarını okuyucuya bildirmiştir.
Yazar olayları anlatmaya geriden başlamış, ana kişilerin öz geçmişlerini ve hayatlarını okuyucuya anlatmıştır. İlk iki bölüm Felatun Bey ve Rakım Efendi’nin böylece aile hayatlarının ve geçmişlerinin anlatılmasıyla geçmiştir. Romanın asıl bölümleri ise üçüncü bölümde başlar.
Buna rağmen ikinci bölümde Rakım’ın eğitimine kendi çabasıyla dört yıl faydalı bir şekilde devam ettiği söylenmiştir.
Üçüncü bölümde Rakım İngiliz kızlara derse gitmeye başlar, aynı zamanda da Canan’a ders vermeye başlar.Bir ay sonra Canan Türkçeyi öğrenmedeki başarısıyla İngiliz kızları geçer.Canan Rakım’ın evine geleli üç ay olmuştu ki Canan’ın iyileştiği her geçen gün daha da belli olmakta,güzelleşip serpilmeye başlamıştır.
İngiliz kızlara ders vermeye başlayalı altı ay olmuştu ki kızlar Türkçeyi iyi öğrenmişler, okuyup yazmakla kalmamış ve düzgün cümleler kurmaya başlamışlar, dili yanlışız kullanmaya başlamışlardır.
Eserde bir ara unutulmuş olan Feletun Bey aradan geçen üç ay içerisinde Polini’nin nasıl biri olduğunu anlamış, paraların suyu çektiğini görünce aklı başına gelmiştir.Artık boş yere yapılan masraflar ona ağır gelmeye başlamıştır.Polini bu arada Felatun’u terk etmiş ve Felatun bu olayları Rakım’a anlatmıştır.
Rakım’ın Canan’ı satın almasının üzerinden bir seneden fazla süre geçmişti ki bu iki genç olayların sonunda evlendiler.
Can’ın ise iyileşmeye başlayıp da ilk olarak ayağa kalkmasının ardından iki buçuk,üç ay kadar geçmişti ki Margrit İskenderiye’den ve Can’ın yavuklusu İzmir’den ve Margrit ile evlenmesi yine bu aralık kararlaştırılan bir yeğeni de Halep’ten gelip kasım üzeri bunların evliliği yapılmıştır ve düğünde Rakım bile oynamıştır.
Bu düğünün üzerinden de altı ay geçmişti ki Canan ile Rakım’ın bir erkek çocukları oldu ve bu mutlu haberle yazar sözlerine son vermektedir.
V. MEKÂN
Geniş Mekânlar
Romanda geniş mekân fazla önem taşımamakta, ancak yaşanılan yerin büyük bir şehir olduğu hemen okuyucu tarafından anlaşılmaktadır. Romandaki geniş mekân Osmanlı’nın dışa açılan penceresi olan İstanbul gibi büyük bir şehirdir.
İstanbul Türk halkı için daima çok önemli bir merkez olmuştur. Türk milleti gerek Anadolu’ya girdikten sonra gerek Osmanlı kurulduktan sonra her zaman İstanbul’a ulaşmaya çalışmıştır.Halk yüzyıllar boyunca oradan yönetilmiş, bütün yenilikleri ilk İstanbul halkı görmüş, orası Türk milletinin adeta vitrini olmuştur.
Romanda da gördüğümüz gibi şehir hayatı çok hareketli verilmeye çalışılmış ve büyük kentlerin mozaik olma özelliği başarılı bir şekilde işlenmiştir.Romandaki İngiliz ailesine, Çerkez esire(CANAN),Rakım’ın Rum dostlarına ve Fransız Josefino’ya bakacak olursak bunu daha iyi anlayabiliriz.
Ana Mekânlar
Bu romanda ana mekânlar sınırlıdır. Romanda ana mekânın sınırlı oluşu, romanın bütününün belli birkaç farklı alanda başlayıp bitmesi , olayların sınırlı bir çevrede gelişmesinden ve kişilerin de az olmasından dolayıdır.Ancak romanın böyle olması kişiler arasındaki ilişkilerin daha açık ve daha ayrıntılı olarak verilmesine zemin hazırlamıştır.
Romanda olaylar en çok Rakım’ın evinde gerçekleşmektedir. Bunun dışında Mister Ziklas’ın evi ve Josefino’nun evi eserde yer almakta ve bazı kısımlarda önemli sayılabilecek olaylar bu mekânlarda geçmektedir. Romanda Rakım’ın evi çok ziyaret edildiği için yazar orayı tasvir etme ihtiyacı duymuştur: Ev bir katlı idi.Zemide mutfak,kiler,odunluk ve ev altı vardır.Ev üç odalı ve bir salonlu, duvarları kağıtlı ve boyalıdır.Yerlerde güzel halılar döşelidir.Bu özellikleriyle tam bir Türk evi görüntüsündedir.
Bunun dışında fazla ve gereksiz mekân tasvirlerine yer verilmemiştir.
İç Mekânlar
İç mekân romanda olayların çoğunlukla gerçekleştiği yerler olmasına rağmen kişilerin ruh hallerine fazla etki etmediği için tasvire de gerek duyulmamıştır.Bu iç mekânlarda da olaylar belli bölümlerde sınırlı kalmış, genellikle evlerin salonlarında geçmiştir.Sadece birkaç bölümde: Canan’ın bir defa Rakım’ı bir defa da Josefino’yu yatırmak için Rakım’ın odasına girilmiş, yine Rakım’ın evinde İngilizlere verilen davette diğer odalara geçilmiştir.
Dış Mekânlar
Dış mekânlar da eserde sıkça yer bulmuş,ancak bunlar hep Rakım Bey bir yerden bir yere giderken sadece adı geçen yerlerdir.Buralar Beyoğlu, Posta Sokağı, Postabaşı, Tophane, Salıpazarı gibi yerlerdir.Bu yerler devamlı Rakım’ın yol güzergahını belirtmek için anılmıştır.
Ayrıca bir de hep beraber gittikleri Kağıthane’deki kır gezintisi vardır.Bir günlerini burada geçirdikleri için yazar da bu tabiat parçasının o anki durumunu biraz okuyucuya verme ihtiyacı duymuştur.
Mekân-İnsan İlişkisi
Eserde mekânın insan üzerinde herhangi bir etkisi yoktur.Bu yüzden tasvire de çok yer verilmemiştir.Ancak evlerin genel durumunun aile yaşantısına uygunluğu bakımından bazı değerlendirmeler eser içerisinde kişilerin ağzından yapılmıştır.Örneğin Rakım’ın evi tam olarak Türk ev yaşantısına uymaktadır.Bunun yanında Felatun Bey’in babasının kendi evlerini alafranga yaşantısına göre düzenlemesi önemli bir ayrıntıdır.
Mekân-Eşya İlişkisi
Eserde mekân-eşya ilişkisi de kişilerin yaşam biçimlerine göre dikkate alınmış, yaşadığı yerler kültür farklarına göre döşenmiştir.Eşyalar da kişiler üzerinde etki bırakan unsurlar olmadığı için eşyaların ev içindeki dizilişleri, mekânla olan uyumlulukları ve eşya tasvirleri gibi konulara önem verilmemiştir.
VI. BAKIŞ AÇISI VE ANLATICI
A.Anlatıcının Konumu
Felatun Bey ile Rakım Efendi adlı romanda gözlemci anlatıcı (yazar Anlatıcı) tekniği kullanılmıştır. Bu tekniğe göre anlatıcı olaylara görgü tanığı konumundadır ve olaylara belli bir mesafede durur. Yazar gördüklerini ya nesnel olarak anlatır ya da etken bir biçimde olaylara kendi düşüncelerini de katar.
Gözlemci anlatıcı bu romanda da olduğu gibi bazen kendini açıkça belli eder, olayları keserek araya girer ve kendi fikrini söyleyerek okuyucuya kendi tercihini sorar. Diğer taraftan anlatıcı hakim bir konumdadır ve olayların öncesini sonrasını ve o anını bilir. O her zaman her yerde ve her olup biteni bilir, yeri gelince her şeyden haber verir.
Diğer yandan olaylara müdahalesi, kişileri yönlendirmesi, soru sorması ve yanlı tutumuna bakacak olursak yazar anlatma yöntemini kullanmıştır. Esere baktığımız zaman olayların geçmiş zamanda gerçekleştiği ve sonradan anlatıcı yazar tarafından okuyucuya bildirildiği görülür ki bu da anlatma tekniğinin bir özelliğidir.
B.Anlatıcının Tutumu
Ahmet Mithat Efendi’nin bu eseri romantizmin etkisinde yazılmış bir eserdir.Yazarın kendi tasarrufu eserde bayağı etkili bir şekilde kendini göstermektedir ve yazarın yanlı tutumu etkisiyle okuyucu yönlendirilmeye çalışılmaktadır.
Romanda iyi ile kötünün karşılaştırılması yapılmış iyinin yanında kötü olan da açık olarak gözler önüne serilmektedir.Burada yazarın düşünceleri gerçekçi bir tutumla verilmek istenmiş iyinin savunuculuğu yapılmıştır.
Felatun Bey’in yozlaşmış kişiliği ve taklitçiliği eserde yerilmiş, okuyucuya “Kendi özüne sahip çık.” denilerek Rakım Bey övülmüştür.
Yazarla Eseri Arasındaki İlişki
Eser yazarın, kalemine ne derece hakim biri olduğu konusunda bir kanıt niteliğindedir. Düşüncelerini halka ifade etmek için bir araç olarak kullandığı romanı eğitici bir unsur olarak görmüştür.
Anlatma tekniğini kullandığı bu eserinde yazar, halka sunmak istediği düşüncelerini Rakım Bey’in ağzından vermiştir. Bu duruma bakacak olursak yazar bu romanda bir nevi kendini anlatmıştır.Belki de bundan dolayı olayların geçmişini ve geleceğini bilmektedir ve hakim bir bakışla esere dahil durumdadır.
C.Anlatım Açısı
Yazar eserinde bir fikrin savunmasını yaptığı için kişilerden ve anlatım biçiminden ziyade olayları öne çıkarmaya çalışmıştır.Kişiler arasındaki etkileşim, kişilerin iyi ve kötü tarafları çerçevesinde doğru ve yanlış olanın değerlendirmesi, kişilerin birbirini yönlendirmesi gibi unsurlar eserde yazarın istediği şekilde kullanılmıştır.
Esere farklı kişilerin gözüyle baktığımız zaman olayları bazen dıştan içe bazen de içten dışa olarak gözlemleriz.Bu bakımdan eserin baş kahramanlarından Rakım Efendi yeri geldiğinde yönlendirici yeri geldiğinde yönlendirilen kişi olabilmektedir.
Eserde aslında içten dışa dönük anlatım fazla yer almamaktadır, ancak gerçekte yazarın düşünceleri olan Rakım’ın Felatun hakkındaki düşünceleri ve bunun tam tersi Felatun’un Rakım hakkındaki düşünceleri iç konuşmaları şeklinde verilmiştir.

SERVET- İ FÜNUN EDEBİYATI 80-84

Hazırlık
1.Eski kavramı yaşanmış olan kültürü yeni kavramı ise getirilmek istenen kültürü ifade eder.
2. dergilerin belirli alan adlarının olması ilgi alanlarından kaynaklanmaktadır. Bir dergi her şeyden bahsederse bir özelliği kalmaz. Bu yüzden kendi alanlarıyla ilgili yayın yaparlar.
1.Metin
SERVET- İ FÜNUN EDEBİYATI
ETKİNLİK 1.
a.       SERVET-İ  FÜNUN: fenlerin (serveti) zenginliği anlamına gelmektedir.  Bu dergi, daha önce bir tıp dergisidir. Fakat  Recai zade Mahmut Ekrem’in girişimiyle edebi bir dergi olur. Adı değiştirilmez.
b.      Çünkü edebiyatta yenilik getirmiştir. Batıdan yeni türler alınmış şiire batı kaynaklı yeni türler dahil edilmiştir. Bu dönemin edebiyatçıları  edebiyatımıza yenilik getirmeyi vadetmişler. Tanzimat edebiyatının yenileşmeyi başaramadığını savunmuşlar.
c.       Batı kültürü ve edebiyatını örnek almışlardır. Özellikle İtalyan edebiyatından ve Fransız edebiyatından etkilenmişler.
2. Etkinlik.
Eskiyi savunanlar……………………>Muallim Naci
Yeniyi savunanlar…………………..>Hacı İbrahim Efendi
1.       Servet-i Fünun sanatçıları siyasi baskı altında oldukları için kendi hayatlarını yaşayamamışlar  bu yüzden Hüseyin Cahit’e göre başarılı değiller.
2.       Servet-i Fünun edebiyatçıları en çok bireysel temaları işlemişler. Kendi iç çatışmaları, karamsarlık, uzak yerlere özlem temaları önemli bir yer tutar.
3.       Etkinlik
Servet-i fünun edebiyatçılarının Batılı bir yaşam tarzları var. Dar bir alanda siyasetten uzak baskı altında yaşamışlar.
       4.etkinlik
     
KARŞILAŞTIRMA ÖLÇÜTLERİ
TANZİMAT EDEBİYATI SANATÇILARI
SERVET-İ FÜNUN EDEBİYATI SANATÇILARI
ESERLERDE ELE ALINAN TEMALAR
Toplumsal temalar: batılılaşma, hak , eşitlik, özgürlük…
Bireysel temalar: uzak yerlere özlem, aşk, kadın
KULLANILAN DİL
Sade bir dil kullanılmaya çalışılmış.
Ağır, süslü ve sanatlı bir dil kullanılmış.
SNAT ANLAYIŞI
Sanat toplum içindir
Sanat sanat içindir
3.Bu dönemde siyasi baskılar artmış sanatçılar aşırı baskılar yüzünden siyasi ve toplumsal sorunlardan uzaklaşmışlardır.
2. metin  SERVET-İ FÜNUN topluluğunun  yeşil Yurt Özlemi
1.Siyasi irade aşırı baskı uygulayınca bu dönem sanatçıları karamsarlığa kapılmışlar bu yüzden eserlerde bu temalar daha ağır basmış.
2.evet , Yeşil Yurt özleminde dönemin siyasi baskılarının önemli bir etkisi vardır.
3. Yeşil Yurt hayalini kurdukları bir hayat tarzının ve ülkenin sembolüdür.
YORUMLAMA GÜNCELLEME
1.Siyasi baskılar, Tanzimat sanatçılarının sürgüne gitmeleri  onları dış dünyadan koparmıştır.
2. Her devrin kendine özgü bir sanat anlayışı var. Zamanın getirdiği çeşitli sorunlar ve olumsuzluklar onları bireysel temalara ve estetik zevke yönlendirmiştir. Buna bir noktada mecbur kalmışlardır. O yüzden değerlendirmeyi buna göre yapmak daha doğru olur.
3. SERVET- FÜNUN EDEBİYATININ ÖZELLİKLERİ:
1) “Sanat için sanat” ilkesine beğlıdırlar.
2) Cümlenin dize ya da beyitte tamamlanması kuralını yıkmışlar ve cümleyi özgürlüğüne kavuşturmuşlardır. Beyitin cümle üzerindeki egemenliğine son verirler. Cümle istediği yerde bitebilir.
3) Servet-i Fünuncular aruz ölçüsünü  kullanırlar. Ancak aruzun dizeler üzerindeki egemenliğini de yıkarak, bir şiirde birden çok kalıba yer vermişlerdir.
4) Onlar “her şey şiirin konusu olabilir” görüşünü benimsemişler; fakat dönemin siyasal baskıları nedeniyle aşk, doğa, aile hayatı ve gündelik yaşamın basit konularına eğilmişlerdir.
5) Şiirde ilk defa bu dönemde konu bütünlüğü sağlanmıştır.
6) “Sanatkârâne üslup” ve yeni bir “vokabüler” (sözvarlığı) yaratma kaygısıyla oldukça ağır bir dil kullanmışlardır.
7) “Kafiye kulak içindir” görüşünü benimserler.
8) Şiirde üç değişik biçim kullanmışlardır.
            a) Batı’dan aldıkları “sone” ve “terza-rima”
            b) Divan edebiyatından alıp, türlü değişikliklerle kullandıkları müstezat (serbest                        müstezat)
            c) Bütünüyle kendi yarattıkları biçimler
9) Şiirde olduğu gibi romanda da (devrin siyasal baskıları nedeniyle) sosyal konulardan uzak dururlar.
10) Romanda, romantizmin kimi izleri bulunmakla birlikte genel olarak realizme bağlıdırlar.
11) Romanda da dil ağır, üslup sanatkârânedir.
12) Roman tekniği sağlamdır.
13) Yazarlar daha çok yaşadıkları ortamı anlatma yoluna gittikleri için konular, İstanbul’un çeşitli kesimlerinden alınmalıdır.
14) Betimlemeler gözleme dayalıdır ve nesneldir.
15) Bu dönem sanatçıları, devrin siyasal baskıları nedeniyle gazetecilik, tiyatro gibi alanlara pek fazla eğilmemişlerdir.
4.       Servbet-i fünunn edebiaytı dilin ağırlaşması ,  eserlerde süslü ve sanatlı bir dil kullanmaları ve  bireysel temaları işlemeleri yönüyle divan edebiyatına benzemektedir.
DEĞERLENDİRME
1.       Edebiyat-ı cedide sanatçıları…Batı edebiyatını örnek almışlardır.
. Eski- yeni kavgası Tanzimat edebiyatında başlamış… Servet- Fünun……edebiyatında da devam etmiştir.
2.       Y, Y,D
3.       ESTETİK ZEVK………………………..> SERVET- FÜNUN EDEBİYATI
TOPLUMSALM FAYDA……………>TANZİMAT EDEBİYATI
             4 C.

BUNLARA DA BAKINIZ!!!!!!!!!!!!!!!

2012*2013 9.Sınıf Türk Edeb. Dilin İnsan ve Toplum Hayatındaki Yeri- sayfa 23-28 arası
2012-2013 9.Sınıf Türk Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları
2012-2013 9.Sınıf Türk Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Fırat Yayıncılık 20-22 .sayfa)
2012-2013 9.Sınıf Türk Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Fırat Yayıncılık (12-19 .sayfa)

10.Sınıf Türk Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları-Destan Dönemi
10.Sınıf Türk Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları (Zambak)
2012-2013 10.sınıf Türk Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Şiir- Sagu-Koşuk 37- 43 sayfalar
2012-2013 10.Sınıf Türk Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Destan Dönemi 31-37 arası
2012-2013 10.Sınıf Türk Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları (I.Ünite.19-28-sayfa)
2012-2013 10.Sınıf Türk Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları (I.Ünite.12-18-sayfa)
2012-2013 11.Sınıf Türk Edebiyatı Ders Kitabı Tüm Cevapları
2012-2013 11.Sınıf Türk Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları
2012-2013 11.Sınıf T. Edb.  Ders Kitabı Yenileşme Dönemi Cevapları (Sayfa 9-16 arası)
2012-2013 Tanzimat Dönemi Edebiyatının Oluşumu sayfa 18-24 arası
2012-2013 11.Sınıf Türk EDb.Tanzimat Edebiyatı Öğretici Metinler sayfa 30-43 arası
20120-2013 12.Sınıf Türk Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları(sayfa-4-23 aarsı)

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hakkında yorum “2012-2013 11.Sınıf Türk edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Tanzimat Edebiyatı Öğretici Metinler 30-84.sayfalar”